yoksulluk nafakaTEDBİR NAFAKASI

 

İLGİLİ KANUN: 4721 SAYILI  TÜRK MEDENİ KANUNU

 

EVLİLİK  BİRLİĞİNİN KORUNMASI:

 

I. Genel Olarak:

MADDE 195.- Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler.

Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir.

Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.

 

II. Eşler Birlikte Yaşarken:

MADDE 196.- Eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirler.

Eşin ev işlerini görmesi, çocuklara bakması, diğer eşin işinde karşılıksız çalışması, katkı miktarının belirlenmesinde dikkate alınır.

Bu katkılar, geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilir.

III. Birlikte Yaşamaya Ara Verilmesi:

MADDE 197.- Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.

Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.

Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hâle gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir.

Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hâkim, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır.

 

Önlemlerin  değiştirilmesi,  tamamlanması  veya  kaldırılması  konusunda  yetkili  mahkeme,  önlem  kararını  veren mahkemedir. Ancak, her iki eşin de yerleşim yeri değişmişse, yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yeni yerleşim yeri mahkemesidir.

 

Yukarıdaki maddelerde belirtildiği üzere eşler gerek birlikte yaşarken gerekse ayrı yaşamaya karar verdikleri taktirde birbirleri aleyhine tedbir nafakasına hükmedilmesini talep edebilirler. Boşanma davası açılmakla taraflar ayrı yaşamaya hak kazanır

Onsekiz yaşından küçük çocukları varsa yine onlar adına tedbir nafakası talep edebilirler.

Hakim talep olmasa da tedbir nafakasına hükmedebilir.

Tedbir nafakasına boşanma davasının açıldığı tarihten itibaren hükmedilir.

Ancak boşanma davası devam ederken  Mahkemece tedbir nafakasına karar verilmişse boşanma kararının kesinleşmesinden  sonratedbir nafakasının  taraflar için yoksulluk nafakasına ergin olmayan çocuklar için ise iştirak nafakasına dönüştürülmesine karar verilir.

Nafaka talebi , arttırılması, eksiltilmesi davaları, tarafların yerleşim yerinde bulunan Aile Mahkemelerine  açılabilir.

Tedbir nafakasının taktirinde tarafların yaşam seviyesi dikkate alınır. Hakim, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını, aylık gelir ve giderlerini, mal varlıklarını araştırır ve takdir edilecek nafaka miktarını, hakkaniyete uygun ve ihtiyacı karşılayacak şekilde belirler.

Tedbir nafakasına hükmedilmesi için tarafların gelirinin olması önemli değildir. Mahkemece şartları varsa çalışan lehine de tedbir nafakasına hükmedilebilir.

Bu Hususta  Verilen Yargıtay Kararı Aşağıda Belirtilmiştir.

 

T.C.YARGITAY Üçüncü Hukuk Dairesi

E. 2006/6179K. 2006/8417

T. 26.6.2006

NAFAKA DAVASI,YAŞAM SEVİYESİ,HAYAT SEVİYESİ,AYRI YAŞAMA,TEDBİR NAFAKASI

4721 s. TÜRK MEDENİ KANUNU [Madde 4]

4721 s. TÜRK MEDENİ KANUNU [Madde 186]

4721 s. TÜRK MEDENİ KANUNU [Madde 197]

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davada, ayrı yaşamda haklılık iddiasına dayalı olarak, davacı ( kadın ) için aylık 750 YTL tedbir nafakası istenilmiştir. Mahkemece, davacı ve davalının emekli olduğu, ekonomik güçlerinin birbirine yakın olması, davacının ailesi ile birlikte oturması, yaşı göz önüne alınarak, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

TMK’nın 186/3. maddesinde; eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılırlar, hükmü yer almıştır.

Aynı yasanın 197. maddesine göre de; ayrı yaşamı da haklı olan eş diğer eşten tedbir nafakası isteyebilecektir.

Somut olayda; davacı ( kadın ) ayrı yaşama hakkına dayalı olarak tedbir nafakası istemektedir. Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenleme gereği, davalı ( koca ), birliğin giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Zira evlilik birliğinin korunması ve devamını sağlamak için eşlerin asgari ölçüde uyması gereken bazı yükümlülükler ve karşılamaları gerekli bazı ortak giderler mevcuttur. Bu giderlere örnek olarak, kira parası, yakıt parası, elektrik, telefon ve su parası gibi giderler gösterilebilir, giderlere katılmada ise ölçü eşlerin “güçleri” esas alınmalıdır. Davacı ( kadın )nın geliri bulunması, emekli olması, gelirlerinin davalıyla denk olması, hatta davalının gelirinden daha fazla olsa bile, davalı ( koca )yı ortak giderlere katılma yükümlüğünden büsbütün kurtarmaz, bu durum sadece nafaka miktarının takdirinde etkili olabilir. Keza, davacı ( kadın )nın belirli ve sürekli bir gelirinin olması, ona, tedbir nafakası bağlanmasını engelleyici bir hal değildir.

Hakim, eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyesini ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir.

Dosyada elde edilen delillerden; dava tarihi itibariyle davacının ev hanımı olup bir gelirinin bulunmadığı, herhangi bir kurumdan emekli olduğuna dair dosyada bir delil de bulunmadığı, davalının ise 657 TIL emekli maşının olduğu anlaşılmıştır.

Davalının açtığı boşanma davası, davalının kusurlu olması nedeniyle reddedildiği, davadan sonra da taraflar bir araya gelmemiş, davalı birlikte yaşamak için herhangi bir barış girişiminde de bulunmamıştır. Taraflar uzun süredir ayrı yaşamaktadır. Dolayısıyla davacı ayrı yaşamakta haklıdır.

Mahkemece, davacı kadının ne kadar gelirinin bulunduğu tam olarak araştırılmalı, davacının sadece emekli geliri tespit edilse dahi, dava reddedilmeyip yukarıda açıklanan ilke ve esaslar gözetilerek, TMK’nın 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak, ayrı yaşamada haklı olan davacı  kadıniçin, az da olsa hakkaniyete uygun bir miktar nafakaya hükmolunmalıdır. Yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.06.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

BOŞANMA İLE İLGİLİ DAHA DETAYLI BİLGİ İÇİN 0216 606 03 50 NOLU HATTAN BANA ULAŞABİLİRSİNİZ!

yoksulluk nafaka

YOKSULLUK NAFAKASI

Yoksulluk Nafakası 4721 Sayılı Medeni Kanunun 175. Maddesinde düzenlenmiştir.

Madde:  175

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.

Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

 

Joomla Hata Ayıklama Konsolu

Oturum

Profil Bilgisi

Bellek Kullanımı

Veritabanı Sorguları