Bad Request

Boşanma

  • Boşanma

  • Boşanma Davası Nasıl Açılır?

    Boşanma Davası Nasıl Açılır?

    Boşanma Davası Nasıl AçılırBoşanma davası nasıl açılır, bir avukata vekalet vermek zorunlu mudur, kısaca izlenmesi gereken yol nedir, cevaplarını bu yazıda bulacaksınız.

    Boşanma Davası Açarken İzlenmesi Gereken Yol:

  • Boşanma İle İlgili Kanun ve Kararlar

  • Çocuğu göstermeyene velayet de yok!

     velayet

     Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 01.04.2015 tarihli güncel kararında, müşterek çocuğun velayetini alan annenin, çocuk ile babanın şahsi münasebet tesisine engel olmasını, velayetin anneden alınarak babaya verilmesi için yeterli saydı.

    Hukuk Genel Kurulu, gerekçesinde,"... davalı annenin sekiz yaşındaki müşterek çocuğun gelişimi için önemli olmasına rağmen babası ile görüşmesini engelleyerek, velayet hakkını kötüye kullanmıştır" dedi...

    T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu ESAS NO : 2013/2-1926 KARAR NO : 2015/1139

    "...Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava; velayetin değiştirilmesi isteğine ilişkindir. Davacı vekili, tarafların boşandıklarını, müşterek çocuğun velayetinin davalı anneye verildiğini, baba ile de şahsi ilişki tesis edildiğini, davacının iki yıldır çocuğunu ancak icra yolu ile görebildiğini, davalının velayet hakkını kötüye kullandığını, gerekli özeni göstermediğini, yaşadığı yerin çocuk büyütmeye müsait olmadığını belirterek; müşterek çocuğun velayetinin davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davacı iddialarının tamamen asılsız olduğunu, müşterek çocuğun annesinin yanında mutlu ve huzurlu olduğunu, davacının nafaka borcunu dahi ödemediğini, çocuğun velayetinin annede kalmasının çocuk ve her iki taraf açısından da yerinde olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Yerel Mahkemece, davacının müşterek çocuk ile sağlıklı ilişki geliştirmeden çok, davalı ile çekişmesini devam ettirdiği, müşterek çocuğun anne yanında mutlu olduğu, bakım ve ihtiyaçlarının davalı anne tarafından karşılandığı anlaşılmış olup, çocuğun yaşı ve ihtiyaçları nazara alınarak anne yanında kalmasının çocuğun gelişimi açısından daha yerinde olacağı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar; davacı vekilinin temyizi üzerine; Özel Daire tarafından yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuş, Mahkemece bozma öncesi gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.

    Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık, velayet kendisinde olan annenin velayet hakkını, velayetin kaldırılması veya değiştirilmesini gerektirecek derecede kötüye kullandığının kanıtlanıp kanıtlanmadığı noktasında toplanmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca velayet, çocukların bakım, eğitim, öğretim ve korunması ile temsil görevlerini kapsar. Velayet, aynı zamanda ana babanın velayeti altındaki çocukların kişiliklerine ve mallarına ilişkin hakları, ödevleri, yetkileri ve yükümlülükleri de içerir. Ana ve babanın çocukların kişiliklerine ilişkin hak ve ödevleri, özellikle çocukların şahıslarına bakmak, onları görüp gözetmek, geçimlerini sağlamak, yetiştirilmelerini ve eğitimlerini gerçekleştirmektir. Bu bağlamda sağlayacağı eğitim ile istenilen ölçüde dürüst, kötü alışkanlıklardan uzak, iyi ahlak sahibi, çalışkan ve bilgili bir insan olarak yetiştirmek hak ve yükümlülüğü bulunmaktadır. Öte yandan, ayrılık ve boşanmadurumunda velayetin düzenlenmesindeki amaç, küçüğün ileriye dönük yararlarıdır. Eş söyleyişle, velayetin düzenlenmesinde asıl olan, küçüğün yararını korumak ve geleceğini güvence altına almaktır. Velayet, kamu düzenine ilişkin olup bu hususta ana ile babanın istek ve beyanlarından ziyade çocuğun menfaatlerinin dikkate alınması zorunludur. Belirtilmelidir ki, velayetin kaldırılması ve değiştirilmesi şartları gerçekleşmedikçe, ana ve babanın velayet görevlerine müdahale olunamaz.

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.04.1992 gün ve 1992/2-140 E. 1992/248 K. ile 22.01.2014 gün ve 2013/2-2085 E. 2014/30 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, boşanma ile düzenlenen velayetin değiştirilebilmesi için velayet kendisine verilen tarafın ya da velayete konu çocuğun durumunda boşanma hükmünden sonra esaslı değişikliklerin olması şart olup, ayrıca esaslı değişikliğin önemli ve sürekli olması da gerekmektedir. 4721 sayılı TMK'nun konuya ilişkin 324. maddesi; "Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür. Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddî olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir." düzenlemesini içermektedir. Buna göre velayetin düzenlenmesinde asıl olan, küçüğün yararını korumak ve geleceğini güvence altına almak olduğundan, çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimini engelleyen ve süreklilik arz edeceği anlaşılan her olay, tehlikenin büyüklüğü, doğuracağı onarılması güç sonuçlar değerlendirilerek sonuca varılmalı; velayetin belirlenmesi ve düzenlenmesinde öncelikle çocuğun yararı göz önünde tutulmalıdır. Bu kapsamda, çocuğun cinsiyeti, doğum tarihi, eğitim durumu, kimin yanında okumakta olduğu, talepte bulunanın çocuğun eğitim durumu ile ilgilenip ilgilenmediği, sağlığı, sağlık durumuna göre tedavi olanaklarının kimin tarafından sağlanabileceği gibi özel durumuna ilişkin hususlar göz önünde tutulmalıdır.

    Velayetin belirlenmesi ve düzenlenmesinde ana babadan kaynaklanan özelliklerin de dikkate alınması kaçınılmazdır. Bu nedenle, mahkemece çocuğu başkasına bırakma, ihmal etme, kaçırma, iradi olarak terk etme, yönlendirme hususları ile tarafın velayet talebinin olup olmaması, şiddet uygulaması, sadakatsizliği, ekonomik durumu, mesleği, yaşadığı ortam, kötü davranışı, alkol bağımlılığı, sağlığı, dengesiz davranışları dikkate alınmalıdır. Yukarıda değinilen yasa hükmü ile dosya arasındaki icra dosyaları ve davalı hakkında çocuk teslimine muhalefet etmekten dolayı uygulanan yaptırım bir arada düşünüldüğünde, davalı annenin çocuğun babayla kişisel ilişki hakkını sürekli olarak engellediği, bundan dolayı hakkında çocuk teslimine muhalefet etmekten yaptırım uygulandığı, bu suretle Türk Medeni Kanunu'nun 324. maddesinde yer alan yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı annenin sekiz yaşındaki müşterek çocuğun gelişimi için önemli olmasına rağmen babası ile görüşmesini engelleyerek, velayet hakkını kötüye kullandığı hususunun kanıtlandığı ve müşterek çocuğun velayetinin davalı anneden alınarak davacı babaya verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Hal böyle olunca, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.

    SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun'un 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici Madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 01.04.2015 gününde oy birliği ile karar verildi.

  • Maltepe Boşanma Avukatı

    Kartal Boşanma Avukatı
    Maltepe İlçesinde Aile Hukuku Kapsamında Verdiğimiz Avukatlık Hizmetleri

     

    Aile Hukuku:

    • Boşanma
    • Nafaka
    • Tazminat
    • Velayet
    • Vesayet
    • Kayyımlık

     

    Boşanma Davası Nasıl Açılır? Neler Yapılmalıdır?

     

     

    Çiftler anlaşarak yada biri diğerinden bağımsız olarak, anlaşamama nedenlerini ileri sürerek, aile Mahkemelerinde boşanma dilekçelerini vererek boşanma davasını açabilirler. 
    Eşlerden iki taraf da boşanmayı isterse mahkeme uzamaz kısa sürede tamamlanır. 
    Boşanma nedeni ispatlanmış ise hakim boşamayı kısa zamanda gerçekleştirir. 
    Boşanma davası başlamadan yada boşanma davası görüldüğü esnada hakim tarafların anlaşmamaları ile ilgili gerekli bilginin toplanmasını ve inceleme, araştırma yapılmasını isteyebilir. Gerek görürse sosyal danışman yada psikolog atayarak inceleme yaptırabilir.

     

    İzlenilmesi gereken yol:

     

    1. Boşanma dilekçesi mahkemeye verilir.
    2. Mahkeme boşanma dilekçesini gözden geçirerek, boşanma nedenine bakarak bildiri gönderir.
    3. Hakim boşanma nedeninin araştırılmasını isteyebilir.
    4. Mahkemenin yoğunluğuna göre, yakın ya da ileri bir zamanda mahkeme günü belirlenir.

     

    Şiddetli geçimsizlik nedeniyle veya başka bir nedenle ( anlaşmalı boşanma hariç) mahkemeye başvurulursa taraflar (çiftler) katılmadan da avukat aracılığı ile boşanma gerçekleşebilir.

     

    BOŞANMA İLE İLGİLİ DAHA DETAYLI BİLGİ İÇİN BİZE HEMEN ŞİMDİ 0555 724 0 352 NOLU HATTAN DANIŞIN

     

    KISACA 4 BAŞLIKTA BOŞANMA DAVASI

     

    1-) Davayı Hangi Taraf Açmalı?
    Kural olarak boşanma davasını kusursuz olan tarafın açması gerekir. Kusurlu olan taraf dava açtığı taktirde şayet karşı taraf kabul etmezse dava reddedilir.

    Ancak, boşanma davası herhangi bir nedenle reddedildiği taktirde; mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren 3 yıl içerisinde hiçbir neden gösterilmeden dava açılarak boşanma sağlanılabilir.

    Ancak, tarafların bu 3 yıl süre içerisinde kesinlikle bir araya gelmemeleri gerekir.

    2-) Çocukların Velayeti Kimde Kalır?
    Kural olarak 18 yaşından küçük çocukların velayeti annede bırakılır ancak, anne velayet hakkının babaya bırakılmasını  kabul etmiş ise ve annenin haysiyetsiz hayat sürdüğü, psikolojik rahatsızlıklarının bulunduğu, çocuklara şiddet uyguladığı gibi nedenler  tespit edildiği taktirde çocukların velayeti babada bırakılabilir.

     

    3-) Edinilmiş Malların Paylaşımı Nasıl Yapılır?

    Evlilik devam ederken 1 Ocak 2002 tarihinden sonra edinilen mallar edinilmiş mal rejimine tabidir. 

    Boşanma halinde, bu tarihten sonra edinilmiş malların paylaşımı, tarafların malların edinilmesinde yaptıkları katkı oranında olur.

    Gayrimenkulün tapusu kimin üzerinde ise; gayrimenkul onun üzerinde kalır ancak, karşı taraf gayrimenkule yaptığı katkı oranında tazminat alır.
    Örneğin 2002 yılından sonra birlikte 150.000 TL'lik bir ev sahibi olduysanız ve bu evin alımında sizin katkınız 50.000 TL ise ve tapu eşinizin üzerinde ise tapu yine eşinizin üzerinde kalır ancak, eşiniz size 50.000 TL tazminat öder.

    2002 tarihinden sonra olsa bile taraflara kalan miras paylaşımda dikkate alınmaz. Bir örnekle açıklalyacak olursak; 2002 yılından sonra size miras yolu ile bir ev kaldı ise, bu evden eşiniz hak talep edemez.
    Edinilmiş Malların Paylaşımı İle Detaylı Metne Buradan Ulaşabilirsiniz

     

    4-) NAFAKA DAVALARI:

    I)Boşanma davası ile birlikte nafaka talebi

    Boşanma davası açılırken  dava açan eş kendisi için yoksulluk nafakası çocukları  için ise velayetin kendisine verilerek   iştirak nafakasına hükmedilmesini  talep edilebilir.

    Boşanma davası devam ederken mahkemece tedbir nafakasına hükmedilebilir.

    Talep edilmese dahi, mahkemece çocuklar lehine TEDBİR NAFAKASINA hükmedilebilir.

    Boşanma davası kesinleştikten sonra,  kusurlu olan eş boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan kusursuz veya az kusurlu olan eşe YOKSULLUK NAFAKASI ödemesine karar verilebilir.

    Çocuklar için hükmedilen tedbir nafakası ise boşanma kararı kesinleştikten sonra İŞTİRAK NAFAKASINA dönüşür.

    Boşanma davası devam ederken nafaka ve tazminat talep edilmemişse boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren BİR YIL içerisinde nafaka ve tazminat davası açılabilir.

    II)Yardım Nafakası:

     Yardım Nafakası Medeni yasanın 364. maddesinde düzenlenmiştir. ‘’Mad 364: Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan ÜSTSOYU VE ALTSOYU İLE KARDEŞLERİNE nafaka vermekle yükümlüdür.’’ Hükmünü ihtiva etmektedir.

    Nafaka aile içindeki dayanışma ile yardımlaşma fikrinden doğmaktadır.

    Ailede bir kısım bireylerin refah içinde bulunmasına karşılık diğerlerinin yoksulluk içinde yaşamaları veya yoksulluğa düşmeleri ahlak kurallarına aykırı bulunmuştur. Kanun koyucu da aile bireylerinin birbirine yardım etmelerini sadece ahlak kurallarına bırakmakla yetinmemiş bunu yasal bir ödev haline getirmiştir. 

     

    BOŞANMA İLE İLGİLİ DAHA DETAYLI BİLGİ İÇİN BİZE HEMEN ŞİMDİ 0555 724 0 352 NOLU HATTAN DANIŞIN!

     

    Boşanma Davaları Hakkında Diğer Merak Edilen Sorular


    1. Boşanma davası hangi mahkemede açılır?

    Boşanma davası, eşlerden herhangi birinin ikametgahının bulunduğu yer Aile Mahkemesinde, müstakil aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır.

    2. Boşanma davasını hangi tarafın açtığı önemli midir?

    Hayır önemli değildir, davanın seyrine olumlu ya da olumsuz hiçbir etkisi olmaz. Önemli olan iddiaların ispatıdır.

    3. Anlaşmalı boşanma ile çekişmeli boşanmanın farkı nedir? Anlaşmalı boşanma hangi hallerde mümkündür?

    Anlaşmalı boşanma, adından da anlaşılacağı üzere eşlerin boşanma ve boşanmanın mali sonuçları hakkında (Tazminat, nafaka, velayet, eşya paylaşımı vs.) anlaşmaya varmaları, bu doğrultuda bir protokol hazırlamaları ve yine bu doğrultudaki iradelerini hakim huzurunda bizzat beyan etmeleri ile mümkündür. 1 yılını doldurmamış evliliklerde anlaşmalı boşanma mümkün değildir.

    Çekişmeli boşanma ise, tarafların boşanma ya da boşanmanın mali sonuçlarında anlaşmaya varamamaları halinde ya da 1 yılını doldurmayan evliliklerde söz konusu olmaktadır. Taraflar iddialarını ispat etmekle yükümlüdür. Boşanma davalarında en önemli delil tanık/şahit delilidir. Tanıkların yakın akraba olması, yaşının küçük olması tanıklıklarının kabul edilmeyeceği anlamına gelmez. Önemli olan tanık beyanlarını değerlendirecek olan hakimin kanaatidir.

    4. Boşanma davaları ne kadar sürede biter?

    Bu sorunun tek ve kesin bir yanıtı olmamakla, süreç mahkemelerin iş yoğunluğuna ve dosyadaki delil durumuna göre değişmekle birlikte, genel olarak anlaşmalı boşanma tek celsede; çekişmeli boşanma ise en iyi ihtimalle 5-6 celsede tamamlanabilmektedir.
     

    5. Acil boşanmam lazım, mümkün mü?

    Kısa sürede boşanmanın tek yolu anlaşarak boşanmaktır. Anlaşmalı boşanma denen ve “ evlilik birliğinin temelinden sarsılması ” maddesine dayanan bir boşanma davasıdır. Hemen boşanmak istiyorum, en kısa sürede bitsin istiyorum diyen eşin, diğer eşle bazı konularda anlaşmış olması gerekir. Ayrıca 1 yıldan fazla evli olmak ve duruşmada tarafların bulunması da diğer şartlardır.

    Anlaşmalı boşanabilmek için mutabık kalınması gereken hususlar şunlardır:

    a – Boşanmak.

    b – Küçük çocuk varsa ( 18’ den küçük ) velayetinin kimde kalacağı.

    c – Velayeti almayan ebeveynin çocukla ilişkisinin düzenlenmesi. Örneğin ne zaman göreceği. Biz medeni insanlarız istediğimiz zaman zaten görürüz ya da ben istediğim zaman çocuğumu göreceğim şeklinde bir madde konulamaz. Anlaşma maddelerinin infazı mümkün olmalı, karışıklık yaratmamalı, net ve uygulanabilir olmalı. İstediğim zaman demek bir belirsizliktir, gerektiğinde mahkeme ve icra dairelerince infazı da mümkün değildir.

    d – Maddi – manevi tazminat, çocuk varsa iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, eşyaların kimde kalacağı, mallarla ilgili talepler ve dava hakkı. Bu konu ile ilgili en çok rastlananı tarafların birbirinden tazminat ve mal istemedikleri, mal rejiminin tasfiyesi taleplerinin bulunmadığı, yoksulluk nafakası istenmediği, küçük çocuk için …..-TL iştirak nafakası istendiği, velayetin anneye bırakıldığı ve baba ile şahsi münasebetinin mahkemeye bırakıldığı şeklinde bir anlaşmadır.

    e – Yargılama giderlerini kimin ödeyeceği. Örneğin “ taraflar yargılama gideri talep etmemektedir. ”denildiği zaman, dava giderlerini davayı açan ödemiş olacaktır ve diğerinden isteyemeyecektir. Zaten bu giderler de önemli bir meblağ değildir.

    6. Çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer?

    Her olaya göre değişir. Ancak şöyle bir tespitte bulunmak belki doğru olabilecektir:

    Yargıtay safhası hariçtir. Karar temyiz edilirse ortalama 1 yıl Yargıtay sonucu beklenecektir.

    A ) Siz dava açtığınızda eşiniz hiçbir cevap vermezse ve davayla ilgilenmezse 2 ya da 3 celsede ( celse aralığına göre zaman değişir. İstanbul’ da celse arası 2 – 3 aydır ve buna göre en az 5 ay en fazla 9 aylık bir süre söz konusu olabilecektir ) bitebilir. Tabi tüm işlemlerin bilinçli ve pratik bir şekilde bir avukat tarafından takibi gerekecektir. Aksi halde 2 yılda da bitmeyebilir.

    B ) Siz dava açtınız eşiniz de duruşmadan önce davayı kabul ettiğine dair bir dilekçe verdiyse ama duruşmaya gelmediyse 1 ya da 2 celsede dava sonuçlanabilir.

    C ) Eşiniz boşanmamak için ya da tazminat velayet vs. konularda direniyor ve davayı takip ediyor ama bir avukatı yoksa kanaatimce dava 1 yıldan önce bitmeyecektir. Muhtemelen 1 – 1.5 yıl arasında bitebilir. Boşanamayadabilirsiniz.

    D ) Eşiniz iyi bir avukat vasıtasıyla davasını takip ediyor ve en azından davanın uzamasını istiyorsa dava 2,5 yıldan önce sonuçlanmayacaktır. Süre çok daha uzun da olabilir. Boşanmanız mümkün olmayadabilir.

     

    7. Eşim beni aldattı, ispatı da var tek celsede ( ya da 1 haftada ) boşanılıyormuş, doğru mudur?

     

    Tek celsede boşanmak, anlaşmalı boşanma ya da her iki tarafın boşanmak ve diğer hususlarda anlaştığı ( anlaşmalı boşanmanın diğer şartları olmasa bile ) davalarda mümkündür. Bunun dışında mümkün değildir. Anlaşmalı boşanma şartları yoksa fakat taraflar boşanmak ve sonuçlarında anlaşmışlarsa da 1 haftada boşanmak genelde mümkün değildir.

    Özet bilgi olarak şunu söyleyelim. İki taraf da anlaşmamışsa ortada bir çekişme var demektir ve en azından taraflar birbirlerinin dilekçelerine cevap verecekler, tanık ve delil listeleri sunulacak, bazı birimlere yazılar yazılacak, tanıklar getirtilecek ve dinlenecek vb. işlemler var demektir. Bunların hepsinin tek celsede yapılması mümkün değildir. Her celsenin arasının ortalama 2 – 3 ay olduğunu düşünürsek tek celsede ya da 1 haftada boşanmanın mümkün olmadığı anlaşılacaktır. Yani aldatma da olsa başka bir sebep de ola ve delilleri de kesin olsa bile bu mümkün değildir.

     

    8. Kocamı aldattım ve o bunu ispat edip çocuğun velayetini alacağını söylüyor, alabilir mi?

     

    Aldatma, velayetin babaya verilmesi için bir sebep değildir. Çocuk genellikle anneye verilir. Özellikle de yaşı küçükse. Sürekli değişik erkeklerle birlikte olma hali gibi “ haysiyetsiz bir hayat ” süren veya uyuşturucu alışkanlığı olan veya benzeri durumlarda olan anneye velayet verilmeyecektir.

     

    9. Davayı kazanırsam mahkeme masraflarını karşı taraf mı ödeyecek?

     

    Davayı kazandığınızda yargılamada yapılan masrafları ( dava harcı, bilirkişi ücreti, yazışma giderleri, keşif giderleri gibi ) kaybeden taraf ödeyecektir. Karşı tarafın avukatı sizin avukatınıza da cüzi bir miktar avukatlı ücreti ödeyecektir. Ancak sizin kendi avukatınıza ödemeniz gereken avukatlık ücretini ödemeyecektir. Bu ücret her zaman sizin sorumluluğunuzdadır ve boşanma davsında esas yüklü tutar da bu kısmıdır.

     

    10. Messenger, cep telefonu mesajları vs. elimde. Bunları kullanabilir miyim?

     

    Bu tür verilerin delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı her zaman net bir durum değildir. Ancak bu tür delile iyi bir avukatın elinde sizin için çok faydalı hale gelebilecektir.

     

    11. Eşimin bütün telefon kayıtlarını çıkartsam ve ondan boşansam yüksek bir tazminat alabilir miyim?

     

    Telefon kayıtlarının görüşme içerikleri boşanma davsında kullanılamamakta hatta temin edilememektedir. Bu yasal değildir ve hiçbir mercii de bu içeriği mahkemeye vermez. Ancak eşinizin telefonla ne zaman kiminle ne sürede görüşme yaptığı şeklindeki dökümü mahkeme temin edebilir ki bu da bazen işinize yarayabilmektedir. Bir avukatınız varsa bu delilden çok fayda sağlayabilir.

     

    12. Benim gelirim yok, malım mülküm de yok, mahkeme eşime fazla bir tazminat vermeme hükmeder mi?

     

    Mahkeme hiçbir geliriniz olmasa bile aleyhinize örnek olarak 30 – 40 bin TL tazminata hükmedebilir. Nafaka bağlayacaksa 150 – 250 TL civarı çocuk başına nafaka da bağlayabilir. Tabi bunların tahsil edilmesi başka bir şeydir. Yani malınız yoksa tazminatı sizden alamayacaktır ancak sürekli bir haciz tehdidi ile karşı karşıya olacaksınız. Nafakanın ödenmemesi halinde hapis cezası yaptırımı da vardır. Tazminat için böyle bir yaptırım yoktur.

     

    13. Yurtdışında boşandım geçerli mi?

     

    Yurtdışında aldığınız boşanma kararı Türkiye’ de tanıma tenfiz davası açmanız halinde geçerli hale gelebilecektir. 

     

    14. Boşanma davası açıldıkta sonra eşimi aldatsam ne olur?

     

    Evlilik birliği süresince eşlerin birbirlerine sadakat yükümlülüğü devam eder (TMK. md. 185/son). Bir eşin sadakatsiz tutum ve davranışlarda bulunması diğerine de bu hakkı vermez ( H.G.K. 26.11.2008 gün 2008/2-698 Esas 2008/711 Karar). Toplanan delillerden sadakatsiz tutum içinde bulunan kocaya karşı boşanma davası açan kadının da, dava sırasında bir başka erkekle ilişkide bulunduğu, bu suretle sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı kadın da davalı eşi kadar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kusurludur.

     

    Bu bilgiler size yardımcı oldu mu?

     

    BOŞANMA İLE İLGİLİ DAHA DETAYLI BİLGİ İÇİN BİZE HEMEN, ŞİMDİ 0555 724 0 352 NOLU HATTAN DANIŞIN

  • Nafaka

  • Pendik Boşanma Avukatı

    Pendik Boşanma Avukatı

    Pendik Bölgesinde Aile Hukuku Kapsamında Verdiğimiz Avukatlık Hizmetleri

     

    Aile Hukuku:

    • Boşanma
    • Nafaka
    • Tazminat
    • Velayet
    • Vesayet
    • Kayyımlık

     

    Boşanma Davası Nasıl Açılır? Neler Yapılmalıdır?

     

     

    Çiftler anlaşarak yada biri diğerinden bağımsız olarak, anlaşamama nedenlerini ileri sürerek, aile Mahkemelerinde boşanma dilekçelerini vererek boşanma davasını açabilirler. 
    Eşlerden iki taraf da boşanmayı isterse mahkeme uzamaz kısa sürede tamamlanır. 
    Boşanma nedeni ispatlanmış ise hakim boşamayı kısa zamanda gerçekleştirir. 
    Boşanma davası başlamadan yada boşanma davası görüldüğü esnada hakim tarafların anlaşmamaları ile ilgili gerekli bilginin toplanmasını ve inceleme, araştırma yapılmasını isteyebilir. Gerek görürse sosyal danışman yada psikolog atayarak inceleme yaptırabilir.

     

    İzlenilmesi gereken yol:

     

    1. Boşanma dilekçesi mahkemeye verilir.
    2. Mahkeme boşanma dilekçesini gözden geçirerek, boşanma nedenine bakarak bildiri gönderir.
    3. Hakim boşanma nedeninin araştırılmasını isteyebilir.
    4. Mahkemenin yoğunluğuna göre, yakın ya da ileri bir zamanda mahkeme günü belirlenir.

     

    Şiddetli geçimsizlik nedeniyle veya başka bir nedenle ( anlaşmalı boşanma hariç) mahkemeye başvurulursa taraflar (çiftler) katılmadan da avukat aracılığı ile boşanma gerçekleşebilir.

     

    BOŞANMA İLE İLGİLİ DAHA DETAYLI BİLGİ İÇİN BİZE HEMEN ŞİMDİ 0555 724 0 352 NOLU HATTAN DANIŞIN

     

    KISACA 4 BAŞLIKTA BOŞANMA DAVASI

     

    1-) Davayı Hangi Taraf Açmalı?
    Kural olarak boşanma davasını kusursuz olan tarafın açması gerekir. Kusurlu olan taraf dava açtığı taktirde şayet karşı taraf kabul etmezse dava reddedilir.

    Ancak, boşanma davası herhangi bir nedenle reddedildiği taktirde; mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren 3 yıl içerisinde hiçbir neden gösterilmeden dava açılarak boşanma sağlanılabilir.

    Ancak, tarafların bu 3 yıl süre içerisinde kesinlikle bir araya gelmemeleri gerekir.

    2-) Çocukların Velayeti Kimde Kalır?
    Kural olarak 18 yaşından küçük çocukların velayeti annede bırakılır ancak, anne velayet hakkının babaya bırakılmasını  kabul etmiş ise ve annenin haysiyetsiz hayat sürdüğü, psikolojik rahatsızlıklarının bulunduğu, çocuklara şiddet uyguladığı gibi nedenler  tespit edildiği taktirde çocukların velayeti babada bırakılabilir.

     

    3-) Edinilmiş Malların Paylaşımı Nasıl Yapılır?

    Evlilik devam ederken 1 Ocak 2002 tarihinden sonra edinilen mallar edinilmiş mal rejimine tabidir. 

    Boşanma halinde, bu tarihten sonra edinilmiş malların paylaşımı, tarafların malların edinilmesinde yaptıkları katkı oranında olur.

    Gayrimenkulün tapusu kimin üzerinde ise; gayrimenkul onun üzerinde kalır ancak, karşı taraf gayrimenkule yaptığı katkı oranında tazminat alır.
    Örneğin 2002 yılından sonra birlikte 150.000 TL'lik bir ev sahibi olduysanız ve bu evin alımında sizin katkınız 50.000 TL ise ve tapu eşinizin üzerinde ise tapu yine eşinizin üzerinde kalır ancak, eşiniz size 50.000 TL tazminat öder.

    2002 tarihinden sonra olsa bile taraflara kalan miras paylaşımda dikkate alınmaz. Bir örnekle açıklalyacak olursak; 2002 yılından sonra size miras yolu ile bir ev kaldı ise, bu evden eşiniz hak talep edemez.
    Edinilmiş Malların Paylaşımı İle Detaylı Metne Buradan Ulaşabilirsiniz

     

    4-) NAFAKA DAVALARI:

    I)Boşanma davası ile birlikte nafaka talebi

    Boşanma davası açılırken  dava açan eş kendisi için yoksulluk nafakası çocukları  için ise velayetin kendisine verilerek   iştirak nafakasına hükmedilmesini  talep edilebilir.

    Boşanma davası devam ederken mahkemece tedbir nafakasına hükmedilebilir.

    Talep edilmese dahi, mahkemece çocuklar lehine TEDBİR NAFAKASINA hükmedilebilir.

    Boşanma davası kesinleştikten sonra,  kusurlu olan eş boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan kusursuz veya az kusurlu olan eşe YOKSULLUK NAFAKASI ödemesine karar verilebilir.

    Çocuklar için hükmedilen tedbir nafakası ise boşanma kararı kesinleştikten sonra İŞTİRAK NAFAKASINA dönüşür.

    Boşanma davası devam ederken nafaka ve tazminat talep edilmemişse boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren BİR YIL içerisinde nafaka ve tazminat davası açılabilir.

    II)Yardım Nafakası:

     Yardım Nafakası Medeni yasanın 364. maddesinde düzenlenmiştir. ‘’Mad 364: Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan ÜSTSOYU VE ALTSOYU İLE KARDEŞLERİNE nafaka vermekle yükümlüdür.’’ Hükmünü ihtiva etmektedir.

    Nafaka aile içindeki dayanışma ile yardımlaşma fikrinden doğmaktadır.

    Ailede bir kısım bireylerin refah içinde bulunmasına karşılık diğerlerinin yoksulluk içinde yaşamaları veya yoksulluğa düşmeleri ahlak kurallarına aykırı bulunmuştur. Kanun koyucu da aile bireylerinin birbirine yardım etmelerini sadece ahlak kurallarına bırakmakla yetinmemiş bunu yasal bir ödev haline getirmiştir. 

     

    BOŞANMA İLE İLGİLİ DAHA DETAYLI BİLGİ İÇİN BİZE HEMEN ŞİMDİ 0555 724 0 352 NOLU HATTAN DANIŞIN!

     

    Boşanma Davaları Hakkında Diğer Merak Edilen Sorular


    1. Boşanma davası hangi mahkemede açılır?

    Boşanma davası, eşlerden herhangi birinin ikametgahının bulunduğu yer Aile Mahkemesinde, müstakil aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır.

    2. Boşanma davasını hangi tarafın açtığı önemli midir?

    Hayır önemli değildir, davanın seyrine olumlu ya da olumsuz hiçbir etkisi olmaz. Önemli olan iddiaların ispatıdır.

    3. Anlaşmalı boşanma ile çekişmeli boşanmanın farkı nedir? Anlaşmalı boşanma hangi hallerde mümkündür?

    Anlaşmalı boşanma, adından da anlaşılacağı üzere eşlerin boşanma ve boşanmanın mali sonuçları hakkında (Tazminat, nafaka, velayet, eşya paylaşımı vs.) anlaşmaya varmaları, bu doğrultuda bir protokol hazırlamaları ve yine bu doğrultudaki iradelerini hakim huzurunda bizzat beyan etmeleri ile mümkündür. 1 yılını doldurmamış evliliklerde anlaşmalı boşanma mümkün değildir.

    Çekişmeli boşanma ise, tarafların boşanma ya da boşanmanın mali sonuçlarında anlaşmaya varamamaları halinde ya da 1 yılını doldurmayan evliliklerde söz konusu olmaktadır. Taraflar iddialarını ispat etmekle yükümlüdür. Boşanma davalarında en önemli delil tanık/şahit delilidir. Tanıkların yakın akraba olması, yaşının küçük olması tanıklıklarının kabul edilmeyeceği anlamına gelmez. Önemli olan tanık beyanlarını değerlendirecek olan hakimin kanaatidir.

    4. Boşanma davaları ne kadar sürede biter?

    Bu sorunun tek ve kesin bir yanıtı olmamakla, süreç mahkemelerin iş yoğunluğuna ve dosyadaki delil durumuna göre değişmekle birlikte, genel olarak anlaşmalı boşanma tek celsede; çekişmeli boşanma ise en iyi ihtimalle 5-6 celsede tamamlanabilmektedir.
     

    5. Acil boşanmam lazım, mümkün mü?

    Kısa sürede boşanmanın tek yolu anlaşarak boşanmaktır. Anlaşmalı boşanma denen ve “ evlilik birliğinin temelinden sarsılması ” maddesine dayanan bir boşanma davasıdır. Hemen boşanmak istiyorum, en kısa sürede bitsin istiyorum diyen eşin, diğer eşle bazı konularda anlaşmış olması gerekir. Ayrıca 1 yıldan fazla evli olmak ve duruşmada tarafların bulunması da diğer şartlardır.

    Anlaşmalı boşanabilmek için mutabık kalınması gereken hususlar şunlardır:

    a – Boşanmak.

    b – Küçük çocuk varsa ( 18’ den küçük ) velayetinin kimde kalacağı.

    c – Velayeti almayan ebeveynin çocukla ilişkisinin düzenlenmesi. Örneğin ne zaman göreceği. Biz medeni insanlarız istediğimiz zaman zaten görürüz ya da ben istediğim zaman çocuğumu göreceğim şeklinde bir madde konulamaz. Anlaşma maddelerinin infazı mümkün olmalı, karışıklık yaratmamalı, net ve uygulanabilir olmalı. İstediğim zaman demek bir belirsizliktir, gerektiğinde mahkeme ve icra dairelerince infazı da mümkün değildir.

    d – Maddi – manevi tazminat, çocuk varsa iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, eşyaların kimde kalacağı, mallarla ilgili talepler ve dava hakkı. Bu konu ile ilgili en çok rastlananı tarafların birbirinden tazminat ve mal istemedikleri, mal rejiminin tasfiyesi taleplerinin bulunmadığı, yoksulluk nafakası istenmediği, küçük çocuk için …..-TL iştirak nafakası istendiği, velayetin anneye bırakıldığı ve baba ile şahsi münasebetinin mahkemeye bırakıldığı şeklinde bir anlaşmadır.

    e – Yargılama giderlerini kimin ödeyeceği. Örneğin “ taraflar yargılama gideri talep etmemektedir. ”denildiği zaman, dava giderlerini davayı açan ödemiş olacaktır ve diğerinden isteyemeyecektir. Zaten bu giderler de önemli bir meblağ değildir.

    6. Çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer?

    Her olaya göre değişir. Ancak şöyle bir tespitte bulunmak belki doğru olabilecektir:

    Yargıtay safhası hariçtir. Karar temyiz edilirse ortalama 1 yıl Yargıtay sonucu beklenecektir.

    A ) Siz dava açtığınızda eşiniz hiçbir cevap vermezse ve davayla ilgilenmezse 2 ya da 3 celsede ( celse aralığına göre zaman değişir. İstanbul’ da celse arası 2 – 3 aydır ve buna göre en az 5 ay en fazla 9 aylık bir süre söz konusu olabilecektir ) bitebilir. Tabi tüm işlemlerin bilinçli ve pratik bir şekilde bir avukat tarafından takibi gerekecektir. Aksi halde 2 yılda da bitmeyebilir.

    B ) Siz dava açtınız eşiniz de duruşmadan önce davayı kabul ettiğine dair bir dilekçe verdiyse ama duruşmaya gelmediyse 1 ya da 2 celsede dava sonuçlanabilir.

    C ) Eşiniz boşanmamak için ya da tazminat velayet vs. konularda direniyor ve davayı takip ediyor ama bir avukatı yoksa kanaatimce dava 1 yıldan önce bitmeyecektir. Muhtemelen 1 – 1.5 yıl arasında bitebilir. Boşanamayadabilirsiniz.

    D ) Eşiniz iyi bir avukat vasıtasıyla davasını takip ediyor ve en azından davanın uzamasını istiyorsa dava 2,5 yıldan önce sonuçlanmayacaktır. Süre çok daha uzun da olabilir. Boşanmanız mümkün olmayadabilir.

     

    7. Eşim beni aldattı, ispatı da var tek celsede ( ya da 1 haftada ) boşanılıyormuş, doğru mudur?

     

    Tek celsede boşanmak, anlaşmalı boşanma ya da her iki tarafın boşanmak ve diğer hususlarda anlaştığı ( anlaşmalı boşanmanın diğer şartları olmasa bile ) davalarda mümkündür. Bunun dışında mümkün değildir. Anlaşmalı boşanma şartları yoksa fakat taraflar boşanmak ve sonuçlarında anlaşmışlarsa da 1 haftada boşanmak genelde mümkün değildir.

    Özet bilgi olarak şunu söyleyelim. İki taraf da anlaşmamışsa ortada bir çekişme var demektir ve en azından taraflar birbirlerinin dilekçelerine cevap verecekler, tanık ve delil listeleri sunulacak, bazı birimlere yazılar yazılacak, tanıklar getirtilecek ve dinlenecek vb. işlemler var demektir. Bunların hepsinin tek celsede yapılması mümkün değildir. Her celsenin arasının ortalama 2 – 3 ay olduğunu düşünürsek tek celsede ya da 1 haftada boşanmanın mümkün olmadığı anlaşılacaktır. Yani aldatma da olsa başka bir sebep de ola ve delilleri de kesin olsa bile bu mümkün değildir.

     

    8. Kocamı aldattım ve o bunu ispat edip çocuğun velayetini alacağını söylüyor, alabilir mi?

     

    Aldatma, velayetin babaya verilmesi için bir sebep değildir. Çocuk genellikle anneye verilir. Özellikle de yaşı küçükse. Sürekli değişik erkeklerle birlikte olma hali gibi “ haysiyetsiz bir hayat ” süren veya uyuşturucu alışkanlığı olan veya benzeri durumlarda olan anneye velayet verilmeyecektir.

     

    9. Davayı kazanırsam mahkeme masraflarını karşı taraf mı ödeyecek?

     

    Davayı kazandığınızda yargılamada yapılan masrafları ( dava harcı, bilirkişi ücreti, yazışma giderleri, keşif giderleri gibi ) kaybeden taraf ödeyecektir. Karşı tarafın avukatı sizin avukatınıza da cüzi bir miktar avukatlı ücreti ödeyecektir. Ancak sizin kendi avukatınıza ödemeniz gereken avukatlık ücretini ödemeyecektir. Bu ücret her zaman sizin sorumluluğunuzdadır ve boşanma davsında esas yüklü tutar da bu kısmıdır.

     

    10. Messenger, cep telefonu mesajları vs. elimde. Bunları kullanabilir miyim?

     

    Bu tür verilerin delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı her zaman net bir durum değildir. Ancak bu tür delile iyi bir avukatın elinde sizin için çok faydalı hale gelebilecektir.

     

    11. Eşimin bütün telefon kayıtlarını çıkartsam ve ondan boşansam yüksek bir tazminat alabilir miyim?

     

    Telefon kayıtlarının görüşme içerikleri boşanma davsında kullanılamamakta hatta temin edilememektedir. Bu yasal değildir ve hiçbir mercii de bu içeriği mahkemeye vermez. Ancak eşinizin telefonla ne zaman kiminle ne sürede görüşme yaptığı şeklindeki dökümü mahkeme temin edebilir ki bu da bazen işinize yarayabilmektedir. Bir avukatınız varsa bu delilden çok fayda sağlayabilir.

     

    12. Benim gelirim yok, malım mülküm de yok, mahkeme eşime fazla bir tazminat vermeme hükmeder mi?

     

    Mahkeme hiçbir geliriniz olmasa bile aleyhinize örnek olarak 30 – 40 bin TL tazminata hükmedebilir. Nafaka bağlayacaksa 150 – 250 TL civarı çocuk başına nafaka da bağlayabilir. Tabi bunların tahsil edilmesi başka bir şeydir. Yani malınız yoksa tazminatı sizden alamayacaktır ancak sürekli bir haciz tehdidi ile karşı karşıya olacaksınız. Nafakanın ödenmemesi halinde hapis cezası yaptırımı da vardır. Tazminat için böyle bir yaptırım yoktur.

     

    13. Yurtdışında boşandım geçerli mi?

     

    Yurtdışında aldığınız boşanma kararı Türkiye’ de tanıma tenfiz davası açmanız halinde geçerli hale gelebilecektir. 

     

    14. Boşanma davası açıldıkta sonra eşimi aldatsam ne olur?

     

    Evlilik birliği süresince eşlerin birbirlerine sadakat yükümlülüğü devam eder (TMK. md. 185/son). Bir eşin sadakatsiz tutum ve davranışlarda bulunması diğerine de bu hakkı vermez ( H.G.K. 26.11.2008 gün 2008/2-698 Esas 2008/711 Karar). Toplanan delillerden sadakatsiz tutum içinde bulunan kocaya karşı boşanma davası açan kadının da, dava sırasında bir başka erkekle ilişkide bulunduğu, bu suretle sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı kadın da davalı eşi kadar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kusurludur.

     

    Bu bilgiler size yardımcı oldu mu?

     

    BOŞANMA İLE İLGİLİ DAHA DETAYLI BİLGİ İÇİN BİZE HEMEN, ŞİMDİ 0555 724 0 352 NOLU HATTAN DANIŞIN

  • Yoksulluk Nafakası İle İlgili 2012-386 Esas Nolu YGHK Kararı

    T.C YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas No:2012-386 Karar No:2013-306 Karar Tarihi: 06.03.2013

    Özet: Anlaşmalı boşanma davasında yoksulluk nafakası ve tazminattan feragat edilmiş ise, sonradan yoksulluk nafakası istenemez.

    Taraflar arasındaki “Yoksulluk Nafakası” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bursa 5. Aile Mahkemesi’nce davanın reddine dair verilen 12.04.2011 gün 2010/636 E.–2011/453 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 21.11.2011 gün 2011/14455 E –18101 K. sayılı bozma ilamı ile; (…Dava dilekçesinde, boşanmakla yoksulluğa düşüldüğü, anlaşmalı boşanmada nafaka hakkının saklı tutulduğu ileri sürülerek yoksulluk nafakasına hükmedilmesi istenilmiş; mahkemece, tarafların boşanmasına ilişkin ilamda, yoksulluk nafakasından feragat edildiği böylece nafaka takdirine yer olmadığı yönünde hüküm kurulduğu bu dava ile de yeniden yoksulluk nafakası talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.

    TMK.’nun 175. maddesinde; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak kaydıyla diğer taraftan nafaka isteyebileceği düzenlenmiştir. HUMK. nun 91 ve devamı maddelerine göre de; feragat, iki taraftan birinin netice-i talebinden vazgeçmesidir. Bu vazgeçme beyanı dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabilir. Duruşmada sözlü olarak ifade edilen feragat, tarafların huzurunda okunup imzalatılır. (HUMK.mad.151/son).

     Somut olayda; tarafların boşanmasına ilişkin Bursa 2.Aile Mahkemesinin 2010/205 E. 522 K. sayılı dava dosyasında yoksulluk nafakası isteminden açıkça vazgeçildiği yönünde bir dilekçe veya tutanağa aktarılmış usulüne uygun feragat beyanı bulunmamaktadır. Davacının 11.05.2010 tarihli celse beyanı incelendiğinde, açıkça “yoksulluk nafakasından feragat” edildiğinin kabulü mümkün bulunmamaktadır. Buna göre deliller toplanıp yoksulluk nafakası miktarı belirlenmek suretiyle karar verilmesi gerekirken delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

    TEMYİZ EDEN: Davacı vekili HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, yoksulluk nafakası isteğine ilişkindir. Davacı, anlaşmalı boşanmakla ekonomik ve sosyal yönden yoksulluğa düştüğünü, boşanma ilamında nafakaya ilişkin hüküm verilmediğini ileri sürülerek yoksulluk nafakasına hükmedilmesini istemiştir. Davalı, anlaşmalı boşanma davasında nafaka ve tazminat talebinden açıkça feragat edildiğini bildirip davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

     Mahkemece; anlaşmalı boşanma davasında davacının kendisi için nafaka ve tazminat talebinden vazgeçtiği, kararın kesinleştiği, davacının yoksulluk nafakası talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece, yukarıda belirtilen bozma ilamında açıklanan nedenlerle karar bozulmuştur. Yerel Mahkemece, önceki gerekçeler genişletilerek direnme kararı verilmiş, direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, anlaşarak boşanma davasında nafaka isteği olmadığını açıklayan tarafın bu beyanının, boşanma yüzünden yoksulluğa düşmesi nedeniyle açacağı yoksulluk nafakası davasında kendisini bağlayıp bağlamayacağı noktasında toplanmaktadır.

    Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında,  bir kısım üyelerce, davacının anlaşmalı boşanma davasındaki beyanının boşanma davası devam ederken istenen tedbir nafakası yönünden hüküm ifade edeceği, yoksulluk nafakasının boşanmanın kesinleşmesinden sonraki dönem için olduğu., Davacının feragat beyanında açıkça yoksulluk nafakası ibaresinin bulunmadığı, feragat beyanının davacıyı yoksulluk nafakası yönünden bağlamayacağı, yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de Hukuk Genel Kurulu’nun çoğunluğunca bu görüşe itibar edilmemiştir.

    Hukuk Genel Kurulu’nun çoğunluğunca,: tarafların boşanma sırasında nihai olarak anlaştıklarını bildirdikleri ve nafaka isteğinden feragat edildiği, davacının bu beyanında açıkça yoksulluk nafakasından söz edilmemiş ise de kendisini bağlayacağı, anlaşmalı boşanmanın kesinleşmesi ile istenebilecek tek nafakanın çocuklar için iştirak nafakası olduğu, somut olayda, davacının boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünden bahisle nafaka isteyemeyeceği, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu benimsenmiş ve bu nedenle direnme kararının onanması gerekmiştir.

     SONUÇ:  Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,. 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 06.03.2013 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

     

    Yoksulluk Nafakası İle İlgili Detaylı Bilgi İçin: http://semihaaslan.av.tr/nafaka/yoksulluknafaka.html

Joomla Hata Ayıklama Konsolu

Oturum

Profil Bilgisi

Bellek Kullanımı

Veritabanı Sorguları